BELİRLİLİK

 

Karar verme,  hedef ve amaçların gerçekleştirilmesi yönünde alternatif eylem planlarından birini seçme sürecidir.   Karar verme tüm yönetim fonksiyonlarının özünü oluşturur. Örneğin, planlama fonksiyonu; ne yapılması gerektiğine,  ne zaman,  nasıl,  nerede ve kim tarafından yapılacağına karar verilmesini içerir. Organize etme, uygulama ve kontrol etme gibi diğer yönetim fonksiyonları da yoğun olarak karar vermeye dayanır.

Günümüzün hızla değişen ve globalleşen çevresi, başarılı bir letmenin zengin bir karar verme sürecine sahip olduğuna aret etmektedir. Bu,  bilgiyi sadece toplayıp işlemek değil,  aynı zamanda gelişmiş karar tekniklerinin yardımıyla karar vermek anlamına gelmektedir. Karar verme bir işletmenin temel taşlarından biridir.  Dolayla,  doğru kararların alınması rekabetçi avantaj kazanmak ve sürdürmek için gereklidir.

Pek çok işletmede karar süreci bilginin toplanması ve analizi için yun bir çaba ve zamanı gerektirir. Alternatif eylem planlarının değerlendirilmesine ise çok daha kısa bir zaman ve çaba harcanmaktadır. Analizlerin sonuçları, bir karara varmak için sezgisel olarak değerlendirilmektedir. Araştırmalar, pek çok günlük kararın sezgisel olarak alınmasının yeterli olmasına rağmen, karmaşık ve hayati kararlar için bu yolun tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Modern karar destek yöntemlerini kullanan işletmeler,  globalleşen ilişkilerine öncülük etmekte ve bu ilişkiler ağını yönetmekte rekabetçi avantaj sahibi olabilmektedirler.

 

KARAR VERME İŞLEVİNE GENEL BAKIŞ

   İnsanoğlu var oluşundan bu yana önceden saptanmış amaçlarına ulaşmada değişik ve sayısız sorunla karşı karşıya kalmıştır. İşte bu sorunların varlığı onları sorunlara çözüm bulmaya, bir başka deyişle karar vermeye zorlamaktadır. Bir yandan kişinin içinde bulunduğu değişim dünyası öte yandan önceden saptanmış amaçlarını gerçekleştirme isteği karar verme sorununun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günlük yaşantıda veya her yönetim biçim ve düzeyinde ortaya çıkan/çıkacak olan problemler genellikle ekonomik, sosyal ve psikolojik karakterler taşırlar. Bu çeşit problemlerin çözümlenebilmesi için gerekli olan değişkenlerin karakterlerini kesin olarak tanımlamak kimi zaman olanaksız olmaktadır. Bu tür sorunların nedenleri fiziksel ve kimyasal olayların oluş nedenleri kadar açık bir biçimde ortaya konulamaz. Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunların tanımları zaman ve ortama göre de farklılaşmaktadır. İşte bu değişkenlerin karakterlerinin belirlenmesi için yapılan tanımlar ayrı ayrı değerlendirilerek bir veya birden fazla tanımın diğer tanımların arasından seçilmesi işlemi bir karar verme işlemidir. Diğer bir deyişle, belli bir döneme ilişkin belli sorunların çözümünde kullanılabilecek birbirinden ayrı özellikleri olan seçeneklerin olması durumunda bir seçim veya bir karar verme işlemi ortaya  çıkar.       

İnsanların yaşantıları boyunca sürekli olarak karşılaştıkları problemler iki grupta toplanabilir. Negatif yönlü olan birinci grup problemler bir tatminsizlik kaynağını, örneğin bir hastalığı ortadan kaldırma ile ilgilidir. Pozitif yönlü olan ikinci grup problemler ise bir tatmin kaynağına, örneğin paraya, arkadaşa, v.b. ulaşma ile ilgilidir.

Basit veya karmaşık yapılı bu tür problemlerle karşılaşan kişiler, problemin çözümü için mümkün hareket tarzları (seçenek) arasından en iyisini seçmek isterler. Ancak bazı durumlarda görülmüştür ki, insanın beyin kapasitesinin karmaşık kararları etkin olarak sentezini gerçekleştirmede yeterli olmadığı ortaya çıkmıştır. Bunun için karar vericiler, karmaşık yapılı karar problemlerinde birtakım karar analizi yaklaşımlarından faydalanmaya çalışmışlardır. Tüm karar verme süreçlerine analitik olarak yaklaşabilmek için öncelikle bir karan oluşturan temel öğelerin belirlenmesi gerekir. Daha sonra karar probleminin unsurları konusunda verilecek olan bu sözü edilen temel öğeler, alternatif hareket tarzları (seçenekler), seçim kriteri, sonuçlar, sonuçların gerçekleşme olasılıklarıdır. Burada da belirtildiği gibi herhangi bir karar probleminde ilk aşama, tüm olası hareket tarzlarının (seçeneklerinin) belirlenmesidir.              

 

İŞLETME YÖNETİMİNDE KARAR VERME

 

   Kararlar günlük yaşamda önemli bir yer tutar. Karar veren kişi daima bir riskle karşı karşıyadır. Kişilere karar verme sorumluluğu verildiği anda eşit yetki ve uygun karşılık verilmelidir.

   Karar verme işlemi insan yaşamında olduğu gibi işletme yaşamında da süreklilik gösterir. Yöneticinin öncelikli görevi sürekli kararlar almak ve bunları uygulamaya yöneltmektir.

   İşletmeler açısından karar verme işletmenin başarısıyla doğrudan ilişkilidir. Günümüzde oluşan iletişim işletmeler arası rekabet ortamında sağlam ve nitelikli fikirler hep önem kazanmış ve işletmeleri iyi yerlere getirmişlerdir. Güçlüklerin karşısında verilen doğru kararlar başarının belirleyicisidir ve iyi yöneticinin belirleyicisidir. 

 

YATIRIM

 İşletme bilimi açısından, belli bir üretim gücünün elde edilmesi için yapılan her türlü harcamaya, yatırım denilmektedir. Bu harcamalar, alacaklar, stoklar gibi dö­ner varlıklara veya makine, taşıt, bina gibi sabit varlıklara yapılabilir. Bir yıldan kı­sa sürede mal veya hizmetlere dönüşecek varlıklara yapılan yatırımlar, döner var­lık yatırımları; bir yıldan uzun süre yararlanılacak maddi ve/veya gayri maddi var­lıklara yapılan yatırımlar, duran varlık yatırımları olarak ifade edilir. Duran varlık­lar içinde süresi bir yılı aşan alacaklar, stoklar ve iştirakler de bulunur. Bununla birlikte, duran varlık kalemleri arasında sabit varlıklar denilen, üretim faaliyetle­rinde kullanılacak makine, araç ve gereçler vardır ki en önemli bölümü oluşturur.

   Sabit varlıklara yatırım, döner varlıklara yatırıma göre, daha önemli ve daha zordur. Bunun nedenleri arasında, duran varlık yatırımlarının büyük tutarlarda ol­ması, fonların sabit varlıklarda uzun süreli bağlı kalması, fon maliyetlerinin daha yüksek olması, sabit varlıkların yenileme açısından esnek olmaması ve sabit varlık yatırımlarında riskin daha yüksek olması sayılabilir.

   Sabit veya duran varlıklara yatırım, sermaye bütçelemesi olarak da ifade edil­mektedir. Sermaye bütçelemesi kavramında; sermaye terimi, üretim sürecinde şe­kil değiştirmeden ve bir yıldan uzun süreli olarak kullanılan, makine, taşıt, bina gi­bi sabit varlıkları; bütçeleme terimi ise, bir yatırımdan gelecek belirli bir dönem bo­yunca beklenen nakit girişlerini ve çıkışlarını gösteren bir planı ifade etmektedir. Sermaye bütçelemesi, uygun ve verimli yatırım alanlarının araştırılmasını ve yatı­rım projelerinin değerlendirilmesini içeren faaliyetler bütünüdür.

   Sermaye bütçelemesi veya yatırım kararlarının verilmesi, geleceğin belirli ve belirsiz olmasına göre farklı şekillerde yapılabilir.

   Sabit varlıklara yatırım, genellikle, makine ve tesisler gibi işletmelerde uzun sü­re üretim faaliyetinde kullanılan yatırımları ifade eder. Bu nedenle, sabit varlıklara yatırım kararı vermek üst yönetimin önemli, sorumluluk alanlarından biridir. Yapı­lacak yatırımın, tutar ve türünü belirlemede, belirli ilkelerin göz önüne alınması ge­rekir. Analiz ve değerlendirme kolaylığı sağlamak amacıyla, sabit varlık yatırımları­nı; yenileme yatırımları, genişleme (tevsii) yatırımları, mamul yatırımları, moderni­zasyon yatırımları ve stratejik yatırımlar olmak üzere beşe ayırmak mümkündür.

Yenileme yatırımı; tamir ve bakıma rağmen çalışamaz hale gelmiş bir tesisin ye­rine, aynı işi yapacak yeni bir tesisin satın alınması için yapılan yatırımdır.

Genişleme yatırımı; bir tesisin genişletilmesi, satışların artma olasılığına karşı yeni pazarların ele geçirilmesi için yapılan yatırımlardır. Genellikle kapasitenin art­tırılması, gelişmiş teknolojinin kullanımı ile maliyetin düşürülmesini ve mamulün geliştirilmesini mümkün kılar.

Mamul yatırımları; mevcut mamullerin geliştirilmesi veya mamul dizisine yeni mamullerin eklenmesi amacıyla yapılan yatırımlardır.

Stratejik yatırımlar; işletmeye dolaylı yararları olan yatırımlardır. Risk azaltıcı yatırımlar ve iş görenlerin refahı için yapılan yatırımlar bu gruba girer. Risk azaltıcı yatırımlara örnek olarak, teknik araştırma yatırımları ve işletmenin ham madde kaynaklarının denetimini ele geçirmek amacıyla, işletmeye ham madde sağlayan işletmelere iştirak amacıyla yapılan yatırımlar verilebilir.

Modernizasyon yatırımları; işletmelerin, daha çok maliyet tasarrufu sağlamak, üretim kalitesini yükseltmek amacıyla yaptıkları yatırımları kapsar.

   Sabit varlık yatırımları veya yatırım projeleri, diğer yatırım projeleri üzerine et­kilerine göre, ekonomik olarak bağımsız yatırımlar ve ekonomik olarak bağımlı yatırımlar olarak ikiye ayrılabilir.

Bağımsız yatırımlar; Bir yatırım projesinin gerektirdiği giderler ve yatırım pro­jesinden beklenen nakit girişleri, diğer yatırım projelerinin kabul veya ret edilme­sinden etkilenmiyorsa, bu yatırım projesi bağımsız yatırım olarak ifade edilir. Di­ğer bir deyişle, bir yatırım projesinin kabul veya reddedilmesi, diğer yatırım proje­lerinin nakit akışlarından bağımsızdır.

Bağımlı yatırımlar; Bir yatırım projesinin gerektirdiği giderler veya yatırım projesinden beklenen nakit girişleri, diğer yatırım projelerinin kabul veya reddedil­mesinden etkileniyorsa, bu tür yatırımlara bağımlı yatırımlar denir. Bağımlı yatı­rımlar da, tamamlayıcı yatırımlar, ikame yatırımları ve almaşık yatırımlar olarak üçe ayrılabilir.

Tamamlayıcı yatırımlar; Bir yatırımın yapılması, öncelikle bir diğerinin yapıl­masını gerektiriyorsa ya da bir yatırım kararı, diğer bir yatırımdan beklenen fayda­yı artırıyor veya diğer yatırımdan beklenen faydanın aynı kalması koşuluyla, mali­yetleri azaltıyorsa, bu tür yatırımlara tamamlayıcı yatırımlar denir.

İkame veya yerine koyma yatırımları; Bir yatırımın yapılması, diğer bir yatırı­mın sağlayacağı faydayı azaltıyor ya da sağlanacak fayda aynı kalırken, maliyetle­ri artırıyorsa, bu durumda, ikinci yatırım, diğer yatırımın ikamesi olarak ifade edi­lir. Aralarında bu tür bir ilişki bulunan yatırımlara, ikame veya yerine koyma yatı­rımları denir.

Almaşık veya alternatif yatırımlar; Bir yatırımın yapılması, teknik olarak, diğer bir yatırımın yapılmasını engelliyorsa ya da her iki yatırımın aynı işlevi yerine ge­tireceği biliniyorsa, bu tür yatırımlara almaşık veya alternatif yatırımlar denir. Alma­şık yatırımlardan biri kabul edildiğinde, diğeri ya da diğerleri reddedilmiş olur.

YATIRIM AMAÇLARI

·        Yeni bir ürün veya yeni bir ürün dizisi eklemek için,

·        Yeni bir üretim, dağıtım veya hizmetin etkinliğini arttırmak için,

·        Mevcut, üretilmekte olan ürünlere artan talebi karşılamak için,

·        Eskiyen ve modası geçen üretim, dağıtım ve hizmet tesislerini yenilemek için,

·        Daha etkin tesisler kurarak, üretim, dağıtım ve hizmet tesislerini yenilemek için,

·        Yeni ürünler, işlemler veya hizmetler için, araştırma ve geliştirme çalışmaları için,

·        Çalışma koşullarını geliştirmek ve çalışanların moralini güçlendirmek için,

·        Kamu örgütlerinin, halkın sağlığını ve refahını korumak amacıyla koyduğu kurallara uymak için (örneğin hava ve çevre kirliliğini önleyici yasaklara uymak için).

 

            Sermaye bütçeleme işlemi, işletmeler açısından aşağıda verilen başlıklar açısından önem taşımaktadır:

 

Harcamalar Önemlidir; yatırım miktarı, büyük rakamlara ulaşan harcamayı gerektirebilir. Bu harcamalar bir kez yapıldıktan sonra, işletmeler çok büyük zararları göze almadıkça geri dönmek söz konusu olamaz.

 Uzun Bir Dönemi Kapsar; bir harcama yapıldıktan sonra ondan hemen geri dönmek mümkün olmaz. Bir fabrika yapımına başlandıktan sonra yapım işleri yarıda bırakılamaz. Bir fabrikanın genişletilmesi amacıyla yeni yapım işlerine girişildikten sonra talepteki azalmalar nedeniyle yapımın durdurulması söz konusu olmamalıdır Böyle bir durumda işletme, uzun yıllar yüksek sabit giderlere, hâsılatında artış olmaksızın katlanmak zorunda kalacak veya zararı göze alarak fabrikasını satacaktır. Yatırımla, uzun dönem için işletmeyi bağlayıcı bir karar alındığından sermaye bütçelemesi riskli bir işlem olmaktadır.

Satış Tahminlerini Gerektirir; sabit varlıklar için para yatırılması satış tahminlerinin yapılmasını gerektirir. Makine veya bina satın alınmazsa, işletme gelecek talebi karşılayamaz. Bunlara gerektiğinden fazla harcama yaparsa kullanılmayan kapasite yaratılmış olur. Sermaye bütçelemesinin en önemli yanı, gelecek 10–15 yıl için satış tahminlerini gerektirmesidir.

 Yüksek veya Düşük Kapasiteye Yol Açar; sermaye bütçelemesi dikkatlice hazırlanacak olursa varlık edinmenin zamanlama ve kalitesini geliştirecektir. Bu iş dikkatlice yapılmayacak olursa, işletmeye maliyeti yüksek olacak, aşırı veya düşük kapasitenin doğmasına yol açacaktır. İşletme, talebi olmayan malı üretecek, aylak kapasiteye veya tersine yüksek kar sağlanacak malları yeterli miktarda üretmeye yetmeyecek makine ve tesislere sahip olabilir. Bunların dışında, başarılı bir yatırım işletmenin değerinin en yükseğe çıkarılmasına yardım eder.

BİR YATIRIM KARARININ VERİLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ VERİLER

   Bir yatırım kararının verilmesinde, doğru ve en uygun kararın verilebilmesi için bazı verilere gereksinim vardır. Ayrıca, yatırım kararı vermek için, sadece bu veri­lerin olması yeterli değildir. Bunların doğru ve güvenilir olması da oldukça önemlidir. Finans yöneticisi, yatırım alternatiflerini değerlerken yatırımın büyüklüğünü, yeri ve türünü, vergi etkisini ve farklı finansman türlerini de dikkate almalıdır. Fi­nans yöneticileri, yatırım projeleri arasından seçim yaparken, alternatif projeler hakkında tam bilgiye sahip olup olmamalarına göre farklı değerleme yöntemlerini kullanırlar.

Bir yatırım kararının verilmesinde, finans yöneticisi, aşağıdaki verileri tahmin etmiş olmalıdır:

·  Yatırımın tutarı,

·  Yatırımın işletmeye sağlayacağı net nakit girişleri,

·  Yatırımın ekonomik ömrü,

·  Yatırımın ekonomik ömrü sonundaki hurda değeri,

·  Yatırımcının beklenen verim oranı

Yatırımın Tutarı: Bir yatırımın yapılabilmesi için gerekli olan sabit varlık ve dö­nen varlık yatırımlarının toplamı, toplam yatırım tutarını veya maliyetini oluştur­maktadır. Sabit varlık yatırımları içinde, etüd ve proje giderleri, arsa, arazi, bina, makine, patent ve know-how gibi maliyet kalemleri vardır. Sabit sermaye yatırım tutarına, döner varlık yatırımları eklenerek, toplam yatırım tutarı bulunur.

Net Nakit Girişleri: Nakit girişi, bir yatırımın ekonomik ömrü boyunca sağlaya­cağı nakit akımlarıdır. Nakit akışı, kısaca, net kar+amortisman şeklinde ifade edi­lebilir. Amortisman, nakit çıkışı gerektirmeyen bir kalem olduğu için, nakit girişi olarak değerlendirilmektedir. Net nakit girişi ise, nakit girişinden, yıllık üretim ve işletme giderlerinin düşülmesiyle bulunur.

Yatırımın Ekonomik Ömrü: Bir yatırımın ekonomik ömrü, söz konusu yatırımın faydalı üretimde bulunabileceği süredir. Diğer bir deyişle, yatırımın net nakit giriş­lerinin pozitif olduğu yıl sayısı, söz konusu yatırımın ekonomik ömrünü göster­mektedir. Yatırımın ekonomik ömrü uzadıkça, net nakit girişlerini tahmin etmek zorlaşır. Yatırımın ekonomik ömrü yanında, bir de yatırımın teknik veya fiziki öm­rü vardır. Teknik ömür, teknik iş ve faaliyetlerin yerine getirilerek fiilen üretim ya­pılabilecek süredir. Teknik ömür, genellikle ekonomik ömürden büyüktür ve yatı­rımın karlı olmadığı dönemi ifade etmektedir. Dolayısıyla, yatırım projelerinin de­ğerlendirilmesinde, teknik ömür değil, ekonomik ömür dikkate alınmalıdır.

Yatırımın Hurda Değeri: Hurda değer, bir yatırımın ekonomik ömrü sonunda­ki değeridir. Hurda değer, nakit girişi olarak kabul edilir ve yatırımın ekonomik ömrü sonundaki net nakit girişine ilave edilir. Yenileme yatırımlarında, eski yatırı­mın hurda değeri, yeni yatırım tutarından düşülür. Hurda değerinin doğru tahmin edilmesi, özellikle yatırımın sonunda yüksek bir hurda değer bekleniyorsa, doğru yatırım kararının verilmesinde oldukça önemlidir.

Yatırımdan Beklenen Verim Oranı: Yatırımdan beklenen verim oranı, yatırımı yapan kişi veya kurumun, yatırımdan elde etmeyi beklediği minimum verim oranı veya karlılık oranıdır. Yatırımcının minimum beklenen verim oranını, alternatif ya­tırımların karlılık oranları, faiz oranları, enflasyon oranı, yatırımın risk derecesi gi­bi faktörler belirlemektedir.

 

YATIRIM PROJELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

  

Belirlilik koşulları altında, yani, bütün yatırım projelerinin aynı risk derecesine sa­hip olduğu varsayımı altında, yatırım alternatifleri arasından seçim yaparken kulla­nabileceğimiz yöntemleri, statik ve dinamik yöntemler olmak üzere iki grupta top­layabiliriz. Statik yöntemler ile dinamik yöntemler arasındaki temel fark şudur: Di­namik yöntemler uygulanırken, paranın zaman değeri dikkate alınır, statik yön­temlerde ise, paranın zaman değeri dikkate alınmaz. Dolayısıyla, paranın zaman değerini dikkate almayan yöntemler ve paranın zaman değerini dikkate alan yön­temler diye de bir ayrım yapılabilir.

Statik Yöntemler

·  Toplam Net Nakit Girişinin Yatırım Tutarına Oranı Yöntemi,

·  Yıllık Ortalama Net Nakit Girişinin Yatırım Tutarına Oranı Yöntemi

·  Ortalama Yıllık Gelirin Ortalama Yatırım Tutarına Oranı Yöntemi

·  Geri Ödeme Süresi Yöntemi.

Dinamik Yöntemler

·  İç Karlılık Oranı Yöntemi

·  Net Bugünkü Değer Yöntemi

·  Karlılık Endeksi Yöntemi