|
ÇALIŞANLARINIZIN GÜCÜNÜ ARTTIRIN, KAZANIN ! |
||
|
|
||
|
Çalışanların etkin bir rol üstlenmediği hiçbir oluşum/şirketin varlığı uzun sürmez. Onların karar verme yetkilerini arttırmalı ve kişisel gelişimi sağlamalarında destek olunmalıdır. Önemli nokta, yetki devri ile güçlendirmenin karıştırılmaması. Yetki devrinde yönetici kendinde olan bir yetkiyi, bir süreliğine bir astına devrederken, güçlendirmede zaten yetki o işi yapan kişiye ait hale geliyor.
Güçlendirme sayesinde; şirketler verim artışı, maliyet düşüşü ve daha
önemlisi -karar verme sürecinin kısalmasıyla- hızla değişen dış çevre
koşullarına daha kolay ayak uydururlar.
Toplam kalite anlayışının ortaya çıkmasıyla birlikte, yöneticilerin karar
verme ve kontrol ile ilgili pozisyonları daraldı, danışmanlık fonksiyonları
arttı. Bunun en önemli nedeni; güçlendirme anlayışı sayesinde örgütlerde
düşünen ve karar veren ile işi yapan arasındaki farkın gitgide
azalması/ortadan kalkmış olması... Güçlendirilen personel, kendi işini
ilgilendiren konularda üstlerine çok da fazla danışmadan karar verebilme
yetkisine sahip hale geldi.
Modern iş ortamında, geleneksel karar verme mekanizması yalnızca
yöneticilerin katıldığı bir organ olmaktan çıktı, alt seviyelerdeki
çalışanların da katılımıyla homojen bir görünüm aldı. Son yıllarda kendi
kendini yöneten ekipler, çalışanları güçlendirmenin merkez noktası haline
geldi. Bu tür ekipler bir sürecin tamamı ya da bir ürünün bütünü üzerinde
sorumlu. Kendi kendini yöneten ekiplerin performansını arttırmak için rol
oyunları, tartışma seansları ve ekip çalışmaları yaygın olarak kullanılıyor.
Ekip lideri işine bağlı ve işini çok seven, hevesli, idare kabiliyeti,
pozitif bir karakter ve sorumluluk alma isteğine sahip olmalı.
Restoranları ele alalım. Restoran işletmecileri veya sahipleri
otoritelerinin sarsıldığını ve çalışanlarının yanlış kararlar verebileceğini
düşündükleri için ‘güçlendirme’ kelimesine pek sıcak bakmazlar. Ancak
çalışanları güçlendirme, hem ciroyu hem de çalışanların seviyesini yükselten
etkin bir yönetim aracıdır. Yöneticiler, çalışanlarla bilgilerini
paylaşarak, onlara bir tür özerklik vererek veya kendi kendini yöneten küçük
ekipler kurarak çalışanları güçlendirme konusunda aktif olarak rol
almalıdır. Bu yaklaşımın ödülü, giderek artan kazanç ve kalitede zaman
içinde görülecektir.
Bilgi paylaşımı, yöneticiler tarafından çoğunlukla ihmal edilen temel bir
iletişim becerisidir. Yaptığı işin önemi hakkında yeterince bilgi sahibi
olan bir çalışanın motivasyonu daha yüksek olur çünkü ne iş yaptığını bilir.
Ancak her gün önüne yığınla dosya konulan ve bunların ne işe yaradığı
hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan çalışanda, zamanla motivasyon
körelir, verim azalır. Bunun yanı sıra, çalışanın, yaptığı olumlu ve olumsuz
hareketlerin sonuçlarını bilmesi de işe yarayan başka bir yoldur.
Çalışanları güçlendirme, müşteri ilişkilerinde de büyük önem taşıyor.
Müşteriyle doğrudan ilişkide bulunan çalışanın anlık kararları verebilmesi
için, şirketin misyonu ve hedefleri doğrultusunda belli bir özerkliğe sahip
olması gerekir. Tabii ki bu özerklik sonsuz olamaz, belli bir prosedür ve
kurallar ile kısıtlanmalıdır. Örneğin, müşteri beklentilerinin nereye kadar
aşılabileceğiyle ilgili bir sınır konulabilir. Ancak bu sınırlar açık ve
tartışmasız olmalıdır, aksi takdirde çalışanın sınırları belirsizleşir, ne
yapacağını bilemez ve sistem de yürüyemez hale gelir. Çalışanlar, tek
başlarına etkili karar verebilme becerileri üzerine eğitilerek eğitim
aracılığıyla da çalışanların güçlendirmesi gerçekleştirilebilir. Çok yönlü
bir eğitim ile çalışanların hareketlerinden sorumlu oldukları bir özerklik
de sağlanabilir.
Personel Güçlendirme ve Yetki Devri Arasındaki Fark: Personel güçlendirme,
global değişim ve rekabet sonucu ortaya çıkan/önemi artan yeni bir kavram.
Bir yönetim kavramı olarak güçlendirme; yardımlaşma, paylaşma, yetiştirme ve
ekip çalışması yolu ile kişilerin karar verme haklarını (yetkilerini)
arttırma ve kişileri geliştirme süreci olarak tanımlanabilir. Yani,
çalışanların, kendilerini motive olmuş hissettikleri, bilgi ve
uzmanlıklarına olan güvenlerinin arttığı, inisiyatif kullanarak harekete
geçmek arzusu duydukları, olayları kontrol edebileceklerine inandıkları ve
organizasyonun amaçları doğrultusunda uygun ve anlamlı buldukları işleri
yapmalarını sağlayan uygulamaları ve koşulları ifade eder.
Çalışanlar, işleri üzerinde kontrol ve sahiplenme hissettiklerinde personel
güçlendirmesi gerçekleşir. Güçlendirilmiş bireyler, yaptıkları işlerin
kendilerine ait olduğunu hissederler ve sonuçlarının da kendilerine ait
olduğunu bildiklerinden daha fazla sorumluluk üstlenirler. İşlerin
yapılmasında inisiyatif alırlar, işlerinden hoşlanırlar ve bunun sonucunda
işletme içindeki etkinlikleri artar.
Personel güçlendirmesi ile ilgili çeşitli tanımlar mevcut. Bunlardan birine
göre; personel güçlendirmesini, çalışanların yaptıkları işlerin
sorumluluklarını kendilerine yüklemektir. Bir başkasına göreyse; gücün
çalışanlar ile paylaşılması ve bunun sonucunda çalışanların kendilerine ve
şirkete yaptıkları katkının bilincine varmasıdır. Başka bir tanıma göre,
yöneticilerin ve çalışanların kendilerini ve işlerini etkileyecek kararların
verilmesinde gücü paylaşmalarıdır. Göz atacağımız son tanımlamaya göreyse;
çalışanın kendi etkinliğine olan inancını güçlendirme sürecidir. Bu
tanımlamaların hemen hemen hepsinin buluştuğu ortak nokta; çalışanın
öz-yeterlilik/öz-güven hissinin geliştirilmesi yoluyla verimin
arttırılmasının amaçlandığı bir yönetim şekli olmasıdır.
Çalışanların güçlendirilmesinde; stres ve endişe anlarında kişiye olumlu
duygusal destek vermek, olumlu yönde ikna edici ve cesaretlendirici sözler
söylemek, başkalarının etkinliklerini izlemeyi sağlamak ve aktif olarak
başarılı bir işle görevlendirmek gibi psikolojik yollar izlenebilir.
Araştırmalar çalışanlara güçsüzlük hissi veren faktörleri şu şekilde ortaya
koyuyor:
Örgütsel Etmenler
Yönetici Tarzı
Ödüllendirme Sistemleri
İş
Tasarımı
Kavramlar tek tek incelendiğinde, katılım, işletme içinde çalışanların karar
verme sürecinde aktif rol almalarını ifade eder. Katılımın artması ile
çalışanların motivasyonları ve işlerine karşı olan olumlu tutumları da
artar. Personel güçlendirmenin bir boyutu da, çalışanların mümkün olduğunca
yönetime katılmalarını sağlamaktır. Yetki devri ise, bir yöneticinin
herhangi bir alanda kendisine verilmiş olan karar verme yetkisini, kendi
isteği ile belirli şartlar altında astına devretmesidir. Ancak yönetici
gerekli gördüğünde bu hakkı tekrar geri alabilir.
Personel güçlendirmenin de, yetki devri boyutu bulunmuyor. Ancak buradaki
anlayış yetki devrinden farklı. Yetki devrinde; yönetici işin sonunda hala
sorumlu kişidir ve gerekli gördüğü için ya da daha iyi sonuçlar elde
edebileceğini düşündüğü için kendine ait olan bir hakkı geçici olarak astına
devretmiştir. Güçlendirme kavramında ise, işi yapan kişinin, yöneticilere
göre ‘bu alanda uzman olduğu’ anlayışına dayanır.Kısacası bu alanda uzman
olduğundan, yaptığı işin sahibi gibidir ve doğal olarak iş hakkındaki
fırsatları görüp karar vermesi kişinin inisiyatifine kalmıştır. Yetki ise,
zaten işi yapmakta olan kişinindir.
Kaynaklar: Conger, J.A. & Kanungo, R.N. (1988). The empowerment process:
Integrating theory and practice. Academy of Management Review, July.
Araş. Gör. Seçil Taştan |