KARLILIK ANALİZLERİ

 

            İşletmelerde finansal kararlar, işletmenin uzun vadedeki değerini en yüksek düzeye yükseltme amacına odaklanmış olarak alınmaktadır. Kısa ve orta vadede alınan riskler ve karlılık hedefleri hep bu uzun vadeli amaca yönelmiştir. Bir işletmede alınan kararların ve saptanan politikaların hepsi karlılık elde etmeye yönelik olduğu gibi, içlerinde her zaman risk unsurları taşımakta, karlılığı yüksek düzeyde artırmaya çalışmak, yüksek riskleri de kabullenmeyi yanında getirmektedir. Bu nedenle işletme finansman yöneticileri, uzun vadeli işletme değerini yükseltme hedefini göz önünde tutarak, alacakları kararlarda karlılık-risk dengesini oluşturmak üzere analizler yapmak durumundadırlar (Şekil 1).

 

 

Şekil 1. Firma değerinin etkilenmesi

 

 

            İşletme başarısı kar ile ölçülmektedir. Kar işletmenin yaşaması için bir araç niteliğinde olup, önemli olan firmanın varlığının korunması ve uzun vadede değerinin artırılmasıdır. Ancak işletme sahipleri, ortakları, kredi verenler, vergi kurumları vb. işletme ile ilgili kişi ve kuruluşlar için kar etmek ana amaçtır. Bu nedenle karlılık analizi işletme ile ilgili çıkar gruplarının çok yakından ilgilendiği bir konudur.

         Sahipler, yöneticiler, personel, kamu organları, kreditörler ve kamu, işletmenin ekonomik başarı ya da başarısızlığına ilişkin bilgi sahibi olmak için karlılık oranları ile ilgilenirler. Karlılık analizi, kısa süreli borç verenler için (örn : ticaret bankaları) ikinci derecede önem taşımasına rağmen işletme sahipleri ve yöneticiler için ön planda yer alması gereken bir analizdir. İşletmenin varlığını sürdürebilmesi, yabancı sermayeye faiz biçimindeki parayı ödedikten sonra, sermaye sahiplerine de sermayelerine göre yeterli düzeyde bir kar sağlamasına bağlıdır. Yabancı sermayenin hak ettiği geliri sağlayamayan bir işletme, oluşacak farkı öz sermayeden karşılayacağı için ortaya çıkan zarar öz sermayede azalışa neden olacaktır. Çünkü işletme, ortaklarına yeterli ölçüde, yani sermayenin fırsat maliyetinden daha büyük düzeyde bir kar sağlayamazsa, işletmeye yeni sermaye gelmeyeceği gibi mevcut ortaklar da işletmeden ayrılabileceklerdir.

         En basit biçimiyle satış gelirleri ve maliyet arasındaki olumlu fark olarak tanımlanan kar konusunda yapılacak analizlerde; ürünün fiyatı, üretim/satış miktarı ve elde edilecek kar miktarı arasındaki ilişkiler araştırılmakta ve bunlardan firmaya en optimum faydayı sağlayacak karma, finansal planların oluşturulmasında temel çıkış noktası olmaktadır.

         Yürütülen / yürütülecek işletme faaliyetlerinde karar almayı kolaylaştıran karlılık analizlerinden en çok kullanılanları aşağıda detayları ile açıklanacaktır:

1.   Başabaş Analizi,

2.   Faaliyet Kaldıracı,

3.   Finansal Kaldıraç,

4.   Birleşik Kaldıraç.

 

1. Başabaş Analizi

         Kara geçiş Analizi, Sıfır Kar Analizi, Ölü Nokta Analizi ve Maliyet-İş Hacmi-Kar Analizi olarak da anılan Başabaş Analizi, işletmenin gelirleri ile giderlerinin eşit olduğu, üretime devam edilmesi durumunda karlılığın başlayacağı noktanın bulunmasını içerir. Bu ifadeyi formülle açıklayacak olursak;

            Gelirler=Giderler

                   P.Q=F+V.Q  eşitliği elde edilir.

 

Burada;       P: Birim satış fiyatı

                   Q: Üretim veya satış miktarı

                   F: Sabit giderler

                   V: Birim değişken gider’dir.

     Buna göre    QBBN=F/P-V    formülü Başabaş Noktasındaki üretim veya satış tutarının bulunmasına olanak verdiği gibi,

 

                        SBBN=F/ 1-(V/P) formülü ise Başabaş Noktasındaki satış hacmi veya tutarının hesaplanmasını sağlar.

        

         Hesaplanan QBBN ve SBBN,  firmanın gelirleri ile giderlerinin eşit olduğu noktadaki sırasıyla Başabaş Noktası’ndaki Üretim Miktarı ve Başabaş Noktası’ndaki Satış Hacmi Tutarı’dır. Yukarıda formülle verilmiş olan ifadeler Şekil 2’deki grafik yardımı ile de açıklanabilir.

 

Metin Kutusu: Miktar ve Kapasite

 

 

 

Şekil 2. Başabaş Noktası Grafiği  

 

         P.Q (Satış hacmi-GELİRLER) eğrisi ile F+V.Q (Sabit ve değişken maliyetlerin toplamı-GİDERLER) eğrilerinin kesişimi ile üst kısımda bu iki eğri arasında kalan bölge kar bölgesi olarak ortaya çıkmakta, iki eğrinin kesişme noktası ise Başabaş Noktası(BBN)nı temsil etmektedir. Bu noktadan sonraki üretim/satış miktarı veya gelir artışlarında karlılık söz konusu olacaktır.

         Başabaş analizindeki, kar ve zararın sıfır olduğunu gösteren Başabaş noktası aynı zamanda işletmenin hangi kapasite kullanım oranı ile bu seviyeye ulaşacağını da göstermektedir. Şekil 2’de yatay eksen üzerindeki OK’nın işletme kapasitesini gösterdiği varsayılırsa bu işletmenin yaklaşık olarak %40 kapasite kullanım oranında BBN’na ulaştığı söylenebilir. Yeni yatırım kararları alınırken, bir işletmenin hangi kapasite kullanım oranında kara geçmeye başlayacağı veya kurulacak işletmenin kapasitesinin ne kadar olması gerektiği konularında yine başabaş analizinden yararlanılabilir. Bu yöndeki bir çalışmada, BBN yüksek (%70-80) bir kapasite kullanım oranında elde edilebiliyorsa, yatırımdan vazgeçilmesi gerektiği veya sonuçta kurulacak işletme kapasitesinin yetersiz olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

         Başabaş analizi sabit giderleri (F) olan işletmeler için yapılabilir, işletmenin tüm giderleri değişkense böyle bir analiz yapmak mümkün olmamaktadır. Şekil 2’de de görülebileceği gibi, sabit maliyetler (giderler) olmadan BBN gibi bir kesişim noktası elde etmek mümkün olamayacaktır. Uzun vadede işletmenin tüm giderlerinin değişken olduğu dikkate alındığında, başabaş analizinin kısa vadeli bir karar destek yöntemi olduğu ortaya çıkmaktadır.

 

Başabaş Analizi Kullanım Yerleri:

            Başabaş Analizi çok çeşitli sahalarda geniş kullanım alanları olan bir karar destek metodudur. Finansal analiz ve finansal karar üretme konularındaki başlıca kullanım yerleri aşağıda sunulmuştur:

1.     Firmanın zarara uğramaması için ulaşılması gerekli iş hacmi seviyesinin saptanması,

2.     Birim maliyetlerin ve satış fiyatlarının hesaplanması,

3.     Üretim kapasitesinin belirlenmesi,

4.     İşletme sermayesi gereksiniminin tahmini,

5.     En karlı ürün türlerinin / bileşiminin seçimi,

6.     Değişken / sabit giderler, satış fiyatı, satış hacmi veya kar beklentilerindeki değişmelerin birbirlerine etkileri,

7.     Firmanın izleyeceği üretim, fiyat, yatırım politikalarına karar desteği,

8.     Planlama ile gerçekleşmenin karşılaştırılarak değerlendirilmesi.

 

Başabaş Analizi Varsayımları:          

            Başabaş Analizi yapılırken bazı varsayımlara dayanılmakta olup, bunlar:

Analizin yapıldığı döneme ilişkin;

       İşletmenin giderleri sabit ve değişken olarak ayrılmakta (Kısa dönem analiz - uzun dönemde işletmenin bütün giderleri zaten değişken gider olmaktadır.),

      Değişken giderler (İşçilik, hammadde, enerji vb.) üretim miktarı ile orantılı olarak değişmekte, sabit giderler (amortismanlar, kira, sigorta giderleri, yönetici ücretleri, faiz giderleri vb.) aynı kalmakta,

        Birim satış fiyatı değişmemekte,

     Stok seviyelerinde, verimlilikte, girdi maliyetleri ve izlenen politikalarda önemli bir değişiklik olmamaktadır.

     Başabaş Analizi, kısa dönemli analizlerde, fiyatlandırma ve finansman kararları konusunda ilk yaklaşım aracı olup, kesin kararlar öncesi daha ayrıntılı analizler yapılmalıdır.  

     Aşağıda başabaş analizine ilişkin sıkça kullanılan, bir işletmenin Başabaş Noktası, satış hacmi ve hedeflenen bir kar oranına ulaşmak üzere erişilmesi gereken üretim / satış miktarı, satış hacmi ve kapasite kullanım oranının incelenmesine yönelik bir örnek yer almaktadır.

 

   

İşletme BBN’na 2.000 adet üreterek ve bu üretiminden 400.000 YTL satış geliri elde ederek ulaşmaktadır.

 

  İşletme %10 kar hedefine ulaşmak için 2.500 adet üreterek, 500.000 YTL satış geliri elde etmelidir. Bunun için de kapasitesinin %50’sini kullanması yeterli olmaktadır.

 2. Faaliyet Kaldıracı

          Faaliyet kaldıraç derecesi; bir işletmenin satış hacmindeki belirli bir yüzde değişmenin, işletmenin karında yaptığı yüzde değişme biçiminde tanımlanabilir. Faaliyet kaldıracı bir işletmenin üretim ve satış hacmi ne olursa olsun, bir bölüm giderlerinin sabit olmasından kaynaklanır (Kısa dönemli analiz). Giderlerinin tümünün değişken olması durumunda faaliyet kaldıracından söz edilemez. Bir işletmenin toplam sabit gider payı yükseldikçe; o işletmenin satışlarında meydana gelebilecek küçücük bir artış, kazanç üzerinde önemli etkiler yaratır. Bir başka deyişle satışlardaki artış, kazancın daha yüksek oranda artmasına neden olan bir kaldıraç etkisine sahiptir. Kara geçiş noktasından sonra her ilave üretim veya satış için kara yapılan katkıyı belirler. Sabit giderin payı yükseldikçe, satışlarda meydana gelen küçük bir artış, kazancın daha yüksek oranda artmasına neden olur (Kaldıraç Etkisi).

        Faaliyet kaldıracı derecesi, üretim veya satış hacminde sağlanacak artışın, Faiz ve Vergiden Önceki Kazançta (FVÖK) ne oranda artış sağlayacağını ortaya koyması açısından önem taşır.

Bir firmanın belirli bir üretim düzeyinde faaliyet kaldıraç derecesi, kardaki göreli değişmenin, karda değişmeye yol açan iş hacmindeki göreli değişmeye bölünmesi yoluyla bulunur.

Kar ve satış düzeyindeki göreli değişmeleri hesaplayarak oranlamak yerine, aşağıdaki formül yardımıyla Q gibi belirli bir üretim veya iş hacmi düzeyinde FAKD hesaplanabilir.

 

 

 Burada:       Q = Üretim/Satış miktarı   P = Satış fiyatı

                             V = Değişken giderler      F = Sabit giderler.

  

Sabit gideri (F) düşük olan firmalar; Kara Geçiş Noktasına (Başabaş Noktası) daha çabuk ulaşmakta ancak, faaliyet kaldıracı etkisinden daha düşük oranda yararlanmakta,

Sabit gideri (F) yüksek olan firmalar ise; Kara Geçiş Noktasına daha geç ulaşmakta ancak, bu noktadan sonra satışlarındaki küçük bir artış oranı, kazançlarına çok yüksek oranda katkı yapmaktadır. Çünkü yüksek sabit giderler ve göreli olarak birim başına düşük değişken giderler, satışın artması veya azalması halinde karda yukarıya ve aşağıya doğru daha büyük oranlarda değişikliklere yol açacaktır.

Sabit giderlerin maliyet yapısı içerisindeki göreli önemini belirleyen başlıca etmenler, firmanın ait olduğu endüstri kolunda kullanılan teknoloji ve satışların göstermiş olduğu istikrardır. Faaliyetin niteliği bir firmanın üretim sürecinde ne miktarda makine ve gereç kullanılacağını belirler. Satışları dalgalanma gösteren firmalar, riski azaltabilmek için,  makina ve gereç kullanımında daha fazla esneklik sağlarlar, böyle bir firmada sabit giderlerin payı azdır. Sabir gideri az olan bir firmada ise faaliyet kaldıracı etkisi de düşük olacaktır. Satışları istikrarlı olan firmalar, üretimde daha fazla  makina ve gereç kullanırlar, sermaye yoğun böyle bir firmada sabit giderlerin payı fazladır ve faaliyet kaldıracı etkisi de yüksektir.

 

  

 

            Görüldüğü gibi bir firma, kara geçiş noktasından daha yüksek üretim düzeyine doğru çıktıkça faaliyet kaldıracı derecesi azalmaktadır.

 

3. Finansal Kaldıraç

            Bir işletmenin giderlerinin bir bölümünün sabit gider niteliğinde olmasının faaliyet kaldıracı etkisi yarattığı belirtilmişti. İşletmenin finansman kaynakları arasında firmaya sabit yükümlülük getiren fonların bulunması da “Finansal Kaldıraç” etkisine yol açmaktadır.

Bir firmaya sabit yükümlülük getiren fonlar, sabit faizli borçlar ile imtiyazlı (öncelikli) hisse senedi çıkarılmasıyla yoluyla sağlanmış olan kaynaklardır. Öncelikli hisse senedi çıkarmak yoluyla kaynak sağlanması, yalnız anonim şirketlere açık bir olanak olmakla beraber, ülkemizde anonim şirketlerin pek başvurdukları bir yol değildir. Bu nedenle imtiyazlı pay senetlerine öncelikle ödenecek kar payı tutarı, finansal kaldıraç hesaplanırken, çoğu firmada söz konusu değildir.

Bir firma öz kaynaklarla finanse edilmiş ise, bu firmada faiz ve vergiden önceki kar (FVÖK) ile vergi öncesi kar arasında herhangi bir fark yoktur. Bu nedenle öz sermaye ile finanse edilmiş bir firmada finansal kaldıraçtan söz edilemez.

Firmalar öz sermaye karlılığını artırmak amaç ve niyetiyle veya bazen de kaynak ihtiyaçlarını karşılamak zorunluluğu ile sabit yük getiren dış kaynakları kullanırlar. Bu tür kaynaklarla yaratılan iktisadi varlıkların, firmaya finansman giderlerinin üzerinde bir gelir sağlaması durumunda, finansal kaldıracın öz sermaye karlılığı üzerindeki olumlu yani arttırıcı yöndedir. Buna karşılık söz konusu  kaynaklarla yaratılan iktisadi varlıkların sağladığı gelir, bu kaynakların getirdiği sabit yüklerin karşılayamıyorsa, azaltıcı yöndedir. Finansal kaldıraç, iki yönlü bir araç olup, öz sermaye karlılığı üzerine etkisi olumlu veya olumsuz olabilir.

         Bir firmanın finansal kaldıraç derecesi; faiz ve vergiden önceki karda meydana gelen bir artışın, öz sermayenin karlılığında (Net Kar) sağlayacağı artış derecesi olarak ifade etmek ve aşağıda açıklanan şekilde hesaplamak mümkündür.

 Finansal Kaldıraç Derecesi = Net Kardaki Değişme Oranı/Faiz ve Vergiden Önceki Karda Değişme Oranı

            Bu ifadeyi şu şekilde formüle edebiliriz :

            Finansal Kaldıraç Derecesi =

 

Finansal kaldıraç derecesi daha kolay olarak şöyle hesaplanabilir :

Finansal Kaldıraç Derecesi =FVÖK/(FVÖK-C)  veya

Yıllık faiz giderlerini (firma,imtiyazlı hisse senetlerine ödenecek kar payı da dahil) C ile gösterirsek; aşağıda elde edilen formül yardımıyla, Q gibi belirli bir üretim veya iş hacmi düzeyinde FİKD hesaplayabiliriz.

 

 

 

Metin Kutusu: Örnek:
Metin Kutusu:                                1. Durum                2. durum
 FVÖK                     1.200.000         1.600.000
Faiz                          400.000        400.000
VÖK                          800.000         1.200.000
Vergi %30                 240.000          360.000
Net Kar                            560.000            840.000
Net kar/Öz sermaye    %28                 %42
Metin Kutusu: Öz sermayesi 2 Milyon YTL olan bir işletme %40 maliyetle 1 Milyon YTL borç almıştır. İşletmenin FVÖK’ı 1.200.000 YTL iken 1.600.000 YTL’ye çıkardığında öz sermaye karlılığındaki artış ne olur?

 

 

 

 

 

 

 

                                                                            

 

 

 

 

                                                                

                            FİKD = FVÖK/FVÖK - C      

                            FİKD=1200000/(1200000-400000)

                            FKİD=1.5          

 

                                    4. Birleşik Kaldıraç

Üretim veya satış hacmindeki değişikliğin, firmanın öz sermaye karlılığı üzerindeki etkisini belirleyen

Birleşik Kaldıraç; faaliyet kaldıracı ve finansal kaldıraç denklemlerinin çarpılması yoluyla da hesaplanır.

 

              Birleşik Kaldıraç Derecesi = FAKD × FİKD

 

            Birleşik Kaldıraç Derecesi =

 

            Yukarıdaki denklemin ortaya koyduğu gibi bir firmada finansman giderlerinin (C) varlığı, finansal ve faaliyet kaldıracının birleşik etkisini, finansman veya faaliyet kaldıraçlarının tek başına etkilerine kıyasla artırmaktadır.

         Firma tarafından hedeflenen belli bir kaldıraç derecesini sağlamak amacıyla, faaliyet ve finansman kaldıraçlarının çeşitli bileşimleri yapılabilir.

         Satışları kararsız veya büyük dalgalanmalar göstermesi olasılığı büyük firmalar, finansmanda daha az yabancı kaynak kullanmak yoluyla finansal kaldıraç etkisinin dolayısıyla riski azaltabilirler. Faaliyet riski az, satışları istikrarlı gelişme gösteren firmalar, finansmanda daha fazla yabancı kaynak kullanabilirler.

         Faaliyet kaldıracı yüksek olan firmalarda finansal kaldıraç derecesi düşük, buna karşılık finansal kaldıraç derecesi yüksek olan firmalarda faaliyet kaldıraç derecesi düşük olmalıdır. Her iki kaldıraç derecesi yüksek olan firmalar riskli, ekonomideki veya sektördeki olumsuz gelişmelerden hemen ve büyük ölçüde etkilenecek firmalardır.

         Riskin belirli bir düzeyde tutulması, beklenen kardan bir ölçüde fedakarlık yapılmasına bağlı olduğundan, firmalar birleşik kaldıraç derecesinin belli bir düzeyin üzerine yükselmemesine özen göstermelidirler.

 

Metin Kutusu: Örnek:

 

 

Bir firma ile ilgili veriler şöyledir:

P=25 YTL/Birim

V=15 YTL/Birim

F=250.000 YTL.

Üretim Kapasitesi=50.000 Birim/Yıl

Üretim Miktarı=35.000 Birim/Yıl

Gerekli Kaynak=300.000 YTL

 

    Atıl üretim kapasitesi bulunan firmanın kaynak gereksiminin karşılanmasında iki seçenek olduğunu varsayalım.

     Birinci seçenek, firmanın kaynak gereksiniminin tamamının öz sermaye ile karşılanması;

    İkinci seçenek, kaynak gereksiniminin 100 milyar liralık bölümünün %15 maliyetli yabancı kaynakla, 200 milyar TL’lık bölümünün öz sermaye ile karşılanmasıdır.

    Firmanın üretim ve satış miktarının %20 artması halinde, bu gelişmenin kârlılık üzerine olan etkisini her iki seçenekte inceleyelim.

 

 

 

Metin Kutusu: 1. seçenek
Metin Kutusu: %20
Metin Kutusu: Örnek
Metin Kutusu: 2. seçenek

 

 

Üretim

35.000 Br

42.000 Br

35.000 Br

42.000 Br

Satış Hasılatı

875.000

1.050.000

875.000

1.050.000

Değişken Giderler

525.000

630.000

525.000

630.000

 

Fark

350.000

420.000

350.000

420.000

Sabit Giderler

250.000

250.000

250.000

250.000

Finansman Giderleri

-

-

15.000

15.000

 

Kâr (vergiden önce)

100.000

170.000

85.000

155.000

Vergi (%40)

40.000

68.000

34.000

62.000

Kâr (vergiden sonra)

60.000

102.000

51.000

93.000

Öz Sermaye

300.000

300.000

200.000

200.000

Net Kâr/Öz Sermaye

%20.0

%34.0

%25.5

%46.5

Metin Kutusu: %82.4

  

 

  


 

Firmanın finansmanda seçenek 2’yi seçmesi halinde 35.000 birimlik üretim düzeyinde birleşik kaldıraç derecesi;

 

                                               =(35.000(25-15))/(35.000(25-15))-

                   = 350.000/85.000

                   = 4,12

 

 

 

 

SONUÇ

 

            İşletmeler varlıklarını sürdürebilmek ve büyüyebilmek, firma değerini yükseltebilmek için kar etmek durumundadırlar. Kar etmek üzere finansal kararlarında isabetli, risk ve karlılık arasındaki dengeyi gözetecek şekilde plan yapan, finansal kararlar alan ve gerçekleştiren yöneticiler işletmelerine başarı kazandırırlar.

          Karlılık analizleri işletmenin çeşitli alternatifler arasından en optimum kararın üretilmesine yararlar. Finansal planlarda kullanılacak temel kararların (Yatırım kararı, ürün

çeşitlendirme, üret ya da satın al, borçlanma politikaları, satış fiyatı, firma kapasitesini kullanma seviyesini belirleme vb.) alınmasını ve analiz sonucu ortaya çıkan hedeflerin uygulamada gerçekleşme durumlarının mukayese edilmesini sağlarlar.

         Alınacak finansal kararlarda bu analizlerden yararlanılmalı, ancak tek başına yeterli görülmeden diğer tablo, analiz ve tekniklerden de yararlanılması, bulunan sonuçların karşılaştırılması, birbirini desteklediğinin görülmesi gerektiği unutulmamalıdır.