|
“Performans değerlendirme sistemlerinin bir parçası olarak görülen
performansa dayalı ücretlendirme sistemi, çalışanların ücret, prim ve
ikramiyelerinin önceden koydukları ya da konulan hedeflere ne derece
yaklaştıkları ya da ulaşıp ulaşmadıklarına göre belirlenmesine denmektedir.
Birçok işçi ve işveren, kurumlardaki hantallaşan düzenin tazelenmesi,
çalışanları performanslarını iyileştirme konusunda teşvik etmesi gibi artı
yönleri olan bu ücretlendirme şeklinin çok daha adaletli bir sistem olduğu
konusunda görüş birliğine varmış durumda. Performansa dayalı
ücretlendirmenin özel sektörde birçok şirket ve holding tarafından kabul
görmeye başladığı şu günlerde, uzmanlar aynı sistemin kamu kesimine taşınıp
taşınamayacağını tartışmaya başladı...”
Emeğe paha biçmek kolay bir iş değildir. Ücretin en genel anlamıyla kişinin
emeği karşılığında ödenen bedel olduğunu düşünürsek, bu bedeli hangi
kriterlere göre belirlemek gerektiği sorusuyla karşı karşıya kalırız. Bir
işe senelerini veren kişinin mi yoksa iş hayatında yeni olmasına rağmen
atılımları ve başarıları sayesinde çalıştığı kurumu daha ileriye taşıyanın
mı emeği daha değerlidir? Özel sektör ve kamu sektörünün ücretlendirme
politikaları arasındaki fark nedir? Neden ileri gelmektedir?
Hizmetin ağırlığı, riski, önemi, sorumluluğu, içinde bulunduğu şartlar ve
gerektirdiği niteliklere bakarak ücret tespiti ve farklılaşması
sağlanabilir. Bu gerekçelere bakılarak yapılacak ödemeleri beş ayrı gruba
ayırmak mümkündür.
1. İşin ve hizmetin kendisine bağlı olarak yapılan ödemeler
2. İşi ve hizmetin normal mesai saatleri dışına taşan kısmı veya farklı
türleri için yapılan ödemeler
3. İş ve hizmetin arz ettiği önem, sorumluluk, nitelik, güçlük, risk, içinde
bulunduğu tabii ve coğrafi şartlar, kişide gerektirdiği özel nitelikler vb
sebeplerle yapılacak ödemeler
4. Olağanüstü gayret ve çalışma sonucu sağlanacak yarar, başarı, verimlilik
vb sebeplerle yapılacak ödemeler
5. Herhangi bir hizmetin ve işin karşılığı olmamakla birlikte, sosyal
niteliği ağır basan sosyo-ekonomik amaçlı ödemeler1
Neye Göre, Kime Göre?
Yazımızın başında ücretin emeğe karşılık olarak ödenen bedel olduğunu,
“emek” kavramının ölçümünün kişiden kişiye değişebilecek göreceli bir kavram
olduğunu ve bu durumun ücretlendirmeyi zor kılan bir durum olduğunu
belirtmiştik. Peki işverenler, şirketler ya da kamu kuruluşları
ücretlendirmede hangi esasları göz önünde bulunduruyorlar? Hangi
aşamalardan geçiliyor?
• Her ne kadar ücretlerin tek taraflı olarak belirlendiği, başka bir deyişle
üstten gelen kararın mutlak kabul edildiği sistemler merkezi kontrol
açısından sağlamlığı beraberinde getiriyor gibi görünse de, özellikle kamu
alanında işçi ve çalışanların tasvip etmediği bir sistemdir. Türkiye’de işçi
ve memur sendikalarına ücret belirleme sürecinde taraf olma hakkı tanınmış,
böylece ücretlendirme konusunda karar uymadan çok mutabakata varma esas
alınmıştır.
• Yapılan işlerde eşdeğerlilik durumuna bakılarak, bu anlamda bir eşitliğin
görüldüğü durumlarda kişilere aynı ücretin ödenmesi, esas alınan bir başka
noktadır.
• Özel sektörle kamu sektörü arasında uçurum oluşmaması, işçi gücünün kamu
sektörüne küsmemesi ve gitgide daha çok özel sektöre yönelmemesi için
ücretlendirmelerde birtakım önlemler alınmaktadır. Bu önlemlerin en
önemlisi “ dış denge unsuru” olarak adlandırılır. Dış denge unsurunda, kamu
kesiminde ve özel sektörde verilen ücretler, çalışma koşulları, ek yardım ve
ödüller karşılaştırılıp arada çok büyük farklar oluşmamasına özen
gösterilir. Ancak belli bir standardı yakalamak pek kolay değildir. Kamu
sektörü yurdun her yerinde birbirinden çok değişik koşullarda hizmet vermek
durumunda olduğu için, iş tanımı ve kapsamında standardizasyona gitmekte
zorlanılır. Aynı şekilde özel sektörde verilen ücretlerin ve sağlanan
şartların birbirinden çok farklı olması, hangi koşulların “ortalama” olarak
kabul edileceği konusunda ortak bir sonuca varmayı zorlaştırmaktadır.
• Ülke içindeki bölgeler arasında yaşam standardı, geçim farkları, emek
piyasasının bölgeler arasındaki farklılıkları yüzünden özel sektörde
bölgesel farklılıklara bağlı olarak değişik ücretlendirmelere gidilmektedir.
Ancak kamu sektöründe bu değişiklikler standart ücretlerin dışında tutulup
ek ödemeler olarak gösterilmekte, böylece rağbet görmeyen bölgelere de
işgücünün çekilmesi amaçlanmaktadır. Olağanüstü Hal Bölge Tazminatı ya da
“Geliştirme Ödeneği” bu duruma örnek teşkil eden ek ödemelerdir.
• Hizmet süresinin uzunluğuna bağlı olarak ücretin artması, özellikle kamu
sektöründe halen geçerliliğini koruyan bir uygulama olmakla beraber, özel
sektörde kurum ve kuruluşları hantallığa ittiği gerekçesiyle çekiciliğini
yitirmiş, yerini ya performansa dayalı ücretlendirmeye bırakmış ya da
performansa dayalı ücretlendirmeyle desteklenmeye başlanmıştır.
• Hizmet süresine alternatif olarak ortaya atılan ya da yardımcı bir
belirleme kriteri olarak kabul edilen performans değerlendirme,
ücretlendirme açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Öncelikle bir
performans standardı belirlenmeli, sonrasında çalışanların bu standardı ne
derece yakaladıklarına bakılmalıdır. Burada en önemli şey, performans
değerlendirmesinin sağlıklı bir şekilde yapılıyor olması, iş tanımlarının
farklılıklarının göz önünde bulundurulmasıdır. Aksi takdirde sağlıksız bir
performans değerlendirmesi kurumu ya da şirketi başarısız bir ücretlendirme
sistemine götürecektir. Çalışanlar arasında ayrımcılığın yapıldığı, adam
kayırıldığı düşüncesinin hakim olduğu bir ortamda verim alınması herkesin
takdir edeceği gibi imkansıza yakındır. Özel sektörde bu konuda daha titiz
bir çalışmanın sürdürüldüğü, performans standartlarının özenle belirlendiği
birçok örnek görülebilirken, ne yazık ki kamu sektöründe aynı derecede
özenli bir çalışmaya rastlanmamaktadır. Bu durum, kamu sektöründe
performansa dayalı ücretlendirmeyi neredeyse imkansız kılmaktadır.
Neden Performansa Dayalı Ücretlendirme?
Performansa dayalı ücretlendirmenin bilinen en önemli artısı şudur:
Kontrolün en üstte toplanmaması sağlanmaktadır. Başka bir deyişle çalışana
kendi kaderini kendi belirleyeceği hissettirilir. Hız ve verim artışı
gözlenmesi kuvvetle muhtemeldir. “Ne kadar çalışırsan o kadar karşılığını
alırsın” esasına dayandırılan bu ücretlendirmede, personel emeğinin
karşılığını alacağını hisseder, motivasyonu artar. İş arkadaşlarından çok
daha fazla emek harcadığını düşünen kişi, bu çabasının takdir edildiğini
gördüğünde, işine daha sıkı sarılacak, “Her şeyi ben yapıyorum. Ben de
herkes gibi ay sonunu bekleyip maaşımı alayım” düşüncesinden uzaklaşacaktır.
Adalet duygusunun çalışanlara hissettirilmesi çok daha mümkün olacak,
böylece çalışma şevkinin kırılması engellenecektir. Ayrıca şirket yönetimi,
çalışanların performanslarını daha iyi takip edip, çalışkan üyelerini
ödüllendirirken bir yandan da performans gösteremeyen çalışanlarını tespit
etme imkanı bulacaktır. Performansa dayalı ücretlendirme sisteminin kabul
gördüğü şirketlerde motivasyonun arttığı, işe devamsızlığın azaldığı ve
şikayet sayısında bariz bir düşüş olduğu gözlenmiştir.
Performansa Dayalı Ücretlendirmeden Daha İyisi Yok... mu?
Performansa dayalı ücretlendirme sistemi her ne kadar bir çok uzman
tarafından en adil ücretlendirme şekli olarak lanse edilse de uygulama
sürecinde bazı zorluklarla karşılaşılması mümkündür. Ancak, yaygın bir
kanıya göre bu zorluklar sistemin kendisinden doğmamakta, uygulanırken
yapılan hataların ya da atlanan noktalar yüzünden ortaya çıkmaktadır. Kağıt
üzerinde çok başarılı bulunan bu sistem, şirket içinde uygulamaya
geçildiğinde birçok çalışan yüzünden “doğru kullanılmamakla” itham
edilmiştir. En çok zorlanılan nokta ise performans değerlendirme sürecidir.
Değerlendiricilerin objektif olması, değerlendirirken hata yapmamaları
gerekmektedir.
Sistemin bireyin performansına mı yoksa takım performansına mı dayalı
olacağı konusu da dikkatle üzerinde durulması gereken noktalardan biridir.
Bireyin performansına dayalı ücretlendirme sistemleri takım çalışmalarını
baltalayıcı olabilmektedir. Birbirlerini rakip olarak gören kişilerin aynı
takımda aynı amaç uğruna çalışmaları kimi zaman sekteye uğrayabilmektedir.
Bu konu hakkında önlemler alınmalı, takım ruhunun kaybolmamasına özen
gösterilmelidir.
Kamusal Sektörde Performansa Dayalı Ücretlendirme Mümkün mü?
Performans standartlarının yurdumuzdaki kamu hizmetlerinde henüz
oluşturulmuş olmaması, performans değerlendirmesinin sağlıklı yapılmasını
güçleştirmekte, dolayısıyla performansa dayalı ücretlendirmeyi imkansız
kılmaktadır. Kıdem ücret sisteminin uygulandığı kamusal alanda, yüksek
performanslı çalışanlara hiç ödül verilmediğini söylemek yalan olur. Ancak
personele verilen ödül ve ikramiyelerin olağanüstü başarıya endeksli olması,
bu ödüllerin motive edici etkisini azaltmakta, çalışanları işte “zaman
öldürmeye” itmektedir. Bu “zaman öldürme” zihniyetinden sıyrılabilmek için
performansa dayalı ücrete geçiş, ön şartlarıyla birlikte gerçekleştirilirse
uzun vadeli bir çözüm olacaktır. Ücretlerin kriterleri, çalışanın pozisyonu,
görevlerine olduğu kadar bu görevleri ne derece yerine getirebildiğine ve
performans standardını ne derece yakalayabildiğine de dayandırılmalıdır ki,
kamusal sektörden de rekabetin doğurduğu verim ve motivasyon kaynaklı üretim
elde edilebilsin.
Kısacası...
Performansa dayalı ücretlendirme gerek özel gerekse kamusal sektörde “doğru
yapıldığı takdirde” verimliliği ve motivasyonu arttıran, iş kalitesinde
iyileşme sağlayan bir sistem olarak kabul edilmektedir. Henüz dünyada kamu
sektöründe çok yaygın kullanılmasa da, gerekli koşullar sağlandığında, kamu
sektöründe “ağır işleyen” bazı kurumlarda iyileştirici etkileri olacağı
varsayılmaktadır. Ancak bunun olabilmesi için ön koşul, sistem değişikliğine
gidecek kurum ya da şirketin tüm çalışanlarının konuyla ilgili gerekli
eğitim ve kültür seviyesine erişmiş olması, sağlıklı bir performans
değerlendirmesine tabi tutulmuş olmaları ve iş tanımlarının açık yapılmış
olmalarıdır. Ülkemizde kamusal alanda henüz ulaşılması zor bir nokta olarak
gözükse de, titizlikle yapılmış bir iş planıyla, önce performans
değerlendirmesinin düzeltilmesi şart koşularak hayata geçirilebilecek,
beraberinde bir çok artıyı getirebilecek potansiyelde bir sistemdir.
Referanslar
________________________________________
• 1 - Kestane Doğan; "Performansa Dayalı Ücret sistemi ve Kamu Kesiminde
Uygulanabilirliği"
• İncir Gülten;" Performansa Dayalı Ücret Sistemi Bir Demotivasyon Aracı
Mıdır?" , Şubat 2000
• Şimşek V. Arif; "Kamu Yönetimine Performans Değerlendirmesi" Aralık 2001
• Kumbul Burcu; "Ücrette Adaleti Sağlayan Performansa Dayalı Ücret
Sistemleri" www.isguc.org/bkumrul1.htm |